İlham verici yolculuklar

Akademisyenlerin ve araştırma gezilerinin hikayelerini takip edin

Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Hükümsüzlüğü

Edux Academy

Thu, 08 Jan 2026

Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Hükümsüzlüğü

Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Hükümsüzlüğü

Anonim Şirketin Temel Yapısına veya Sermayenin Korunması İlkesine Aykırı Kararlar ve Pay Sahiplerinin Vazgeçilmez Nitelikteki Haklarını İhlal Eden veya Bunların Kullanılmalarını Kısıtlayan, Güçleştiren Kararlar

Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Hükümsüzlüğü

1.     Yokluk

2.     İptal

3.     Butlan

A.    Batıl Kararlar

Anonim şirket yönetim kurulu işlemleri de hukuki işlem olduğundan borçlar hukukunun genel prensipleri burada da gündeme gelir. Dolayısıyla herhangi borçlar hukuku sözleşmesi gibi buradaki işlemlerin de hükümsüzlüğü gündeme gelebilecektir.[1] (YÜCE Aydın Alber, Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı (2015). İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2. Bası, s.94.)

Butlan halleri TTK m.391’de sayılmış olmakla birlikte bu sayım numerus clausus değil, örnekleyicidir.[2] (TTK Gerekçesi; AYHAN Rıza, Prof. Dr. ÇAĞLAR Hayrettin, Prof. Dr. ÖZDAMAR Mehmet, Prof. Dr. (2020). Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Ankara. Yetkin Yayınları, s.334.)   ,  . Buna göre;

“MADDE 391- (1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle;

a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan,

b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen,

c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren,

d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin,

kararlar batıldır.”

1.     Eşit İşlem İlkesine Aykırı Kararlar

2.     Diğer Organların Devredilemez Yetkilerine Giren ve Bu Yetkilerin Devrine İlişkin Kararlar

3.     Anonim Şirketin Temel Yapısına Uymayan ve Sermayenin Korunması İlkesine Aykırı Kararlar

a-     Anonim Şirketin Temel Yapısına uymamanın butlan olarak düzenlenmesi

TTK m.447/1-c’deki genel kuruAl kararlarının butlanına ilişkin düzenlemeyle de paraleldir. Ancak iki organın görev ve yetkileri dikkate alındığında aynı esas ve ölçülerin uygulanamayacağı söylenmelidir.[3] (Ünal Tekinalp (2015). Sermaye ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, Vedat Kitapçılık, s. 274-275.) İsviçre Borçlar Kanunu’nun 706/b maddesinde de “anonim ortaklığın temel yapısına uymayan” genel kurul kararlarının batıl olduğuna ilişkin düzenleme mevcuttur.[4] (Moroğlu ERDOĞAN, Prof. Dr. (2020). İstanbul, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul, Vedat Kitapçılık, s.56.) Yönetim Kurulu kararlarının butlanına ilişkin bu hüküm İsv. BK m. 706 b, b.3'ün ilk kısmından alınmıştır. Anılan hüküm, geçersiz genel kurul kararlarına ilişkindir. Yönetim kurulu hakkındaki 714’üncü madde bu hükme gönderme yapmaktadır.[5] (TTK Gerekçesi) Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından Federal mahkeme, hukuk güvenliği sebebi ile butlanın hukuki sonuçlarını dikkate alarak, yazılı ve yazılı olmayan hukukun hafif değil, ağır ihlali halinde butlanın kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir (BGE 115 II 474)[6]. (SAYIN Hediye Bahar, Pay Sahibinin Haklarının Korunması Kapsamında Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı (2015.), On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, s. , Krneta (2005), s. 170’dan.)

Anonim şirket temel yapısına uymayan kararların butlanı, TTK m.391’deki diğer sebeplere göre anonim şirket hükümlerinin daha ağır ihlal edilmesi sonucunu doğuran bir butlan sebebidir.[7] (YÜCE, s.149-151.)

Anonim şirketin tanımına, pay sahiplerinin hakları ve borçları düzenine ve organsal yapısına aykırı kararlar temel yapıya aykırıdır. Temel yapı ile kastedilen, anonim şirketi taşıyan ana kolonlardır.[8] (TTK Gerekçesi) Sonuç olarak Anonim şirket temel yapısına uymama ise genel olarak;

-            anonimlik,

-            sınırlı sorumluluk,

-            kural olarak payların devredilebilir olması,

-            şirket yönetim ve hesaplarının denetlenebilirliği,

-            şirket yöneticilerinin gerçekleştirdiği iş ve işlemler dolayısıyla hesap vermesini kolaylaştıran mekanizmaların kurulmuş olması,

-            organlar arası işlevler ayrılığı, sermayenin paylara bölünmüş olması,[9] (YÜCE, s.134)

-            tek borç ilkesini, faaliyet göstererek kâr elde etmeyi,

-            yoksa işletme sermayesinin Devlet kağıtlarına yatırmamayı,

-            Ana amacı olan ticari faaliyeti bırakıp malvarlığını kiraya verip buradan kazanç sağlama faaliyetlerinin engellenmesi[10] (Tekinalp, s.274.),

-            Genel kurul kararlarının yapılmaması sonuçlarını doğuracak,

-            Şirketin finansal olarak denetlenmesini engellenmesi[11] (Yüce, s.149 - 151),

gibi hususlara aykırı kararlar anonim şirketlerin temel yapısına aykırıdır.

Tüm bunların yanında genel kurulu ve yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez nitelikteki görev ve yetkilerinin de anonim şirketin temel yapısına aykırı olduğu savunulmaktadır.[12] (Yüce, s.150.)

-            Yine pay sahiplerinin hakları ve borçları düzenine uygun olmayan; mali haklar, idari haklar ve dava hakları da batıldır.[13] (Sayın, s.0-400.)

Mali hakların kâr payı alma, hazırlık dönemi faizi alma, tasfiye payı alma, rüçhan, bedelsiz pay alma, önerilmeye muhatap olma(536), şirketten çıkma ve tesislerden yararlanma hakkı olarak sıralanması mümkündür. (Yüce bu hakları vazgeçilemez haklara uymamaya almıştır.)

Anonim şirketin organsal yapısına uygun olmayan kararlara örnek olarak;

 

Kanun’da genel kurul ve yönetim kurulunun devredilmez ve vazgeçilmez görev ve yetkileri düzenlenmiştir (TTK m. 375, 408).

 

-            Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi

-            Şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi

-            Muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde, finansal planlama için gerekli düzenin kurulması

-            Müdürlerin ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisini haiz bulunanların atanmaları ve görevden alınmaları

-            Yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi

-            Pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin tutulması, yıllık faaliyet raporunun ve kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenmesi ve genel kurula sunulması, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi

-            Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması.[14] (Sayın, s. 0-400)

Yönetim kurulunun devredilmez ve vazgeçilmez görev ve yetkileri bunlarla sınırlı değildir. Kanun’da diğer devredilmez görevlere rastlamak mümkündür. Yönetim kurulunun, ticari mümessil ve ticari vekilleri ataması, (TTK m. 368 gerekçesi), iç yönergenin hazırlanması buna örnektir. Özellikleri gereği genel kurul aleyhine iptal davası açmaya (TTK m. 446/1,c), kayıtlı sermaye sisteminde sermaye artırım kararı almaya (TTK m. 456/2), şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin yönetim kurulu görevlerine (TTK m. 470), sermayenin yarısının kaybında yönetim kurulunun görevlerine (TTK m. 376/1) ve şirket birleşmelerinde birleşme sözleşmesinin imzalanmasına (TTK m. 145) ilişkin düzenlemelerin de devredilemez ve vazgeçilmez görev ve yetkiler kapsamında kabul edilmesi gerekir.[15] (Sayın, s.0-400; Manavgat (Kırca/Şehirali Çelik), s. 591). Şirketin kendi paylarını iktisap etmesine (TTK m. 379/1) ilişkin yönetim kurulunun yetkilerinin ise yönetim kurulunun devredilmez ve vazgeçilmez yetkilerinden olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır.

TTK m.391/1-b ile TTK m.447/1-c arasındaki farka da kısaca bakarsak, genel kurul kararlarının butlanı sebeplerinden sayılan temel yapının bozulması kavramının yönetim kurulunun kararlarının butlanı sebeplerinden sayılan temel yapıya uymama kavramına göre daha geniş olduğu söylenebilecektir. Yani yönetim kurulu açısından sadece temel yapıya uymama aranırken, genel kurul kararının butlanı açısından ise temel yapıyı bozması aranacaktır. (Yüce s.152[16])

b-     Sermayenin Korunması İlkesine Aykırı Kararlar

Sermayenin korunması ilkesine aykırı kararlar, sermayenin değer kaybetmesine sebebiyet veren veya sermaye taahhüdünün tam olarak ifa edilmemesine neden olup sermayenin işletmenin temel kurallarına aykırı veya iadesine göz yumarak anonim şirkette kasdi zararlara yol açabilecek kararlardır.[17] (Tekinalp, s.275) Bu ilkenin kabul edilmiş olma sebebi anonim şirketlerinin sermaye şirketi olması sonucu olarak şirket alacaklılarının başvurabileceği tek ekonomik bütünün şirket malvarlığı olmasıdır. Bu ilke sermayenin korunması ilkesidir.[18] (Yüce, 167) Burada korunan sadece alacaklılar değildir. Şirketin kendisi, pay sahipleri ve hatta çalışanları da buna dahildir.[19] (, Yüce, s.167.) Yargıtay da bir kararında “…anonim şirket sermayesi, alacaklıların asgari teminatı olduğu cihetle … kanun koyucular alacaklıların bu asgari teminatın şirket mamelekine uygun şekilde tesisine ve korumasına ilişkin olarak da emredici hükümler vazetmişlerdir.”[20] (Y. TD. E. 1970/1123, K. 1970/1367, T. 2.4.1970., Karar için bkz. Yüce, 167.; Çevik, Orhan Nuri, Türk Ticaret Kanununu ve Uygulamasına İlişkin Mevzuat (Gerekçeli-İçtihatlı-Notlu), 2. Bası, Ankara 1993.)

            Anonim şirket sermayesi ile malvarlığı farklı kavramlardır. Sermaye şirket başlangıcındaki esas sözleşmedeki miktar iken, malvarlığı şirketin faaliyetleri sonrası başarısına göre değişebilmektedir. Malvarlığı sermayeden fazla veya daha az olabilir.[21] (Yüce, 167-168) Bu kapsamda malvarlığının korunmasını ihlal eden yönetim kurulu kararları doğrudan butlana tabi olmayacaktır. Bunun belirlenmesi bir tespit davasına konu edilebilir.[22] İsviçre Hukuku’nda ifade edilen bir görüşe göre de bu şekildedir.[23] (Yüce, 168.)

            Sermayenin korunması ilkesi eTTK’a ek olarak TTK’da doğrudan butlan sebebi olarak yer almıştır. Sermayenin korunması ilkesine aykırı kararlar sermayenin değer kaybetmesine yol açan ya da pay sahipleri tarafından taahhüt edilen sermayenin şirkete getirilmesini engelleyen kararlardır.[24] (Yüce, 168.)

            Sermayenin korunması ilkesine aykırı kararlara örnek olarak;

-            Pay sahiplerinin ödeme yükümlülüğünden kurtarılmasına ilişkin kararlar,

-            Genel kurul kararı olmaksızın sermaye artımına ya da şirket tasfiyesine karar verilmesi,

-            Borca batıklık veya sermayenin kaybı olmasına rağmen genel kurulu toplantıya çağırmamak veya mahkemeye bildirimde bulunmamak,

-            Pay bedellerinin 24 ay içerisinde ödenmesini öngören süreyi uzatan anlaşmalar,

-            Pay sahiplerinin şirkete borçlanmalarını yasaklayan hükümler (TTK m.358)

-            Pay sahiplerinin şirkete borçlanmasını doğuracak kararlar ve sözleşmeler,

-            Kayıtlı sermaye sistemine tabi anonim şirketlerde yönetim kurulunun önceki sermaye taahhüdünün yerine getirilmemesine rağmen veya sermayeye eklenecek fonlar olduğu halde sermaye artırımı yapması,

-            Bedeli ödenmemiş nama yazılı payların devrine izin verilmesi.[25] (Yüce, 169.)

Bunun yanında sermayenin korunması ilkesine aykırı bazı kararlar iptal edilebilirlik ile de sonuçlanabilecektir, örnek olarak kayıtlı sermaye sistemine sahip anonim şirketlerde pay bedellerinin tamamen ödenmediği durumlarda yönetim kurulunun sermaye artırım kararı alması iptal edilebilir niteliktedir. [26] (Yüce, 169-170.)

            - TTK m.380: “(1) Paylarının iktisap edilmesi amacıyla, şirketin başka bir kişiyle yaptığı, konusu avans, ödünç veya teminat verilmesi olan hukuki işlemler batıldır. Bu butlan hükmü, kredi ve finans kurumlarının işletme konuları içine giren işlemlere ve şirketin veya onun bağlı şirketlerinin çalışanlarına, şirketin paylarını iktisap edebilmeleri için, avans, ödünç ve teminat verilmesine ilişkin hukuki işlemlere uygulanmaz. Ancak, bu istisnai işlemler, şirketin, kanuna ve esas sözleşmesine göre ayırmak zorunda bulunduğu yedek akçeleri azaltıyor veya 519 uncu maddede düzenlenen yedek akçelerin harcanmalarına ilişkin kuralları ihlal ediyor ve şirketin 520 nci maddede öngörülen yedek akçeyi ayırmasına imkân bırakmıyorsa, geçersizdir.

(2) Ayrıca, şirket ile üçüncü kişi arasında yapılmış bulunan ve bu kişiye, şirketin kendi paylarını; şirketin, şirkete bağlı bir şirketin veya şirketin paylarının çoğunluğuna sahip olduğu şirketin hesabına alma hakkı tanıyan ya da böyle bir yükümlülük öngören bir düzenleme, eğer bu payları şirket alsaydı işlem 379 uncu maddeye aykırı kabul edilecek idiyse batıldır.”

            - Payların iktisabı ivazlılar için geçerli olup, ivazsızlar için geçerli değildir. Buradaki maddenin aksine hareket edilmesi, şirket paylarının iktisap edilmesi şirket paylarını zor duruma düşürecektir. [27] (Yüce, 171) Buradaki iktisap aynı zamanda rehin açısından da geçerlidir.[28] (Yüce, 172.) TTK m. 379/2’de de “Bir şirket kendi paylarını, esas veya çıkarılmış sermayesinin onda birini aşan veya bir işlem sonunda aşacak olan miktarda, ivazlı olarak iktisap ve rehin olarak kabul edemez. Bu hüküm, bir üçüncü kişinin kendi adına, ancak şirket hesabına iktisap ya da rehin olarak kabul ettiği paylar için de geçerlidir.” Şeklinde belirterek bu oran belirlenmiştir.

-            Pay bedelini ifa borcunda temerrüde düşen pay sahibinin yönetim kurulu tarafından

ıskat edilmesi durumunda pay sahibinin borcunun kısmi ödemelerinin ıskat edilmesine rağmen pay sahibine bırakılmasına ilişkin sözleşmeler de geçersiz olacaktır.[29] (Yüce, 172.)

-            Yine pay bedellerinin yönetim kurulunca değerinin altında belirlenmesi, apel

çağrılarından sebep olmaksızın vazgeçmesi de buna örnek verilebilir.[30] (Tekinalp, 275.)

-            Yönetim kurulunun kendi paylarını taahhüt etmesi de sermayenin korunmasına aykırı

olacağından batıl olacaktır. Yine bir yavru şirketin ana şirketin paylarını taahhüdü de aynıdır.[31] (Yüce, 172.)

-            Yönetim kuruluna kar payı 62 H. Güzin ÜÇIŞIK dağıtılmasına ilişkin şartları belirleyen YTK m. 511[32](ÜÇIŞIK Güzin H., Prof. Dr., Türk Hukuku’nda Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Sakatlığı Konusunda Getirilen Düzenlemelerin Değerlendirilmesi (2011). Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 3(5). s.61.),

-            kanuni yedek akçe belirlenmesine ve kullanılmasına ilişkin YTK. m. 519, 520 hükümlerine aykırı olarak alınan kararlar[33], (ÜÇIŞIK, s.61.)

-            TTK m. 506: “ (1) 504 ve 505 inci madde hükümlerine bağlı borçlanma senetlerinin

toplam tutarı, sermaye ile bilançoda yer alan yedek akçelerin toplamını aşamaz; kanunların bilançoya konulmasına izin verdiği yeniden değerleme fonları da toplama katılır. Kanunlardaki istisnalar saklıdır.”

-            SerPK Madde 31: “ (1) İhraççıların ihraç edebilecekleri borçlanma aracı niteliğindeki

sermaye piyasası araçlarının toplam tutarı, Kurulca belirlenecek limiti geçemez. Kurul, ihracın, ihraç edilen borçlanma aracının ve ihraççıların niteliğine göre farklı limitler belirleyebilir.”

            Görüldüğü üzere birçok karar sermayenin korunması ilkesine aykırılık teşkil edebilir ve batıllığının tespiti istenebilir.

            (Buna göre şirketin asgari sermayesine ilişkin YTK. m. 332; şirketin kendi hisselerini iktisap etme veya rehnetme yasağına ilişkin YTK. m. 379, 382-385, 389; ayni sermaye olarak konulabilecek malvarlığı değerlerine ilişkin YTK. m. 342; ayni sermayeye değer biçilmesine ilişkin YTK. m. 343; itibari değerinin altında bir bedelle pay çıkarılamayacağına ilişkin; YTK. m. 347; nakden taahhüt edilen payların itibari değerinin ödenmesine ilişkin YTK. m. 344; kuruculara şirket sermayesinin azaltılmasına yol açan bir menfaatin sağlanmasının hükümsüzlüğüne ilişkin YTK. m. 348/1; kurucular tarafından kuruluşta verilen beyana ilişkin YTK. m. 349; kuruluştan itibaren iki yıl içinde yapılan ve sermayenin onda birini aşan ayınların devir veya kiralanmasına ilişkin YTK. m. 356/1; pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete ifa ettikleri değerlerin iadesini yasaklayan YTK. m. 480; sermaye azaltılması sırasında alacaklılara daveti öngören YTK m. 474; pay sahiplerinin şirkete borçlanmalarını yasaklayan YTK. m. 358; sermaye kaybı veya borca batıklık halinde alınması gereken önlemlere ilişkin YTK. m. 376; yönetici ve yakınlarının şirketten borçlanamayacaklarına ilişkin YTK. m. 395/2; pay bedelleri ödenmeden sermaye artırımının yapılmayacağına ilişkin YTK. m. 456/1; sermaye artırımında yönetim kurulunun beyan vermesini öngören YTK m. 457; karşılıkları tamamen ödenmeden hamiline yazılı senetler çıkarılamayacağına ilişkin YTK. m. 484/2; karşılıkları tamamen ödenmeyen nama yazılı payların hamiline yazılı paylara dönüştürülemeyeceğine ilişkin YTK. m. 485/2; bedeli tamamen ödenmemiş olan nama yazılı payı iktisap eden yeni pay sahibinin ödenmeyen kısım için şirkete karşı sorumlu olacağına ilişkin YTK. m. 501/1; hazırlık dönemi faizi dışında (YTK. m. 510) esas sermaye için faiz ödenmeyeceğine ve kar payının ancak net dönem karından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabileceğine ilişkin hüküm YTK. m. 509; yönetim kuruluna kar payı 62 H. Güzin ÜÇIŞIK dağıtılmasına ilişkin şartları belirleyen YTK m. 511; kanuni yedek akçe belirlenmesine ve kullanılmasına ilişkin YTK. m. 519, 520 hükümlerine aykırı olarak alınan kararlar batıldır.)[34] (ÜÇIŞIK Güzin H., Prof. Dr., Türk Hukuku’nda Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Sakatlığı Konusunda Getirilen Düzenlemelerin Değerlendirilmesi (2011). Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 3(5). s.61-62)

c-     Pay Sahiplerinin Özellikle Vazgeçilemez Nitelikteki Haklarını İhlal Eden veya Bunların Kullanılmasını Kısıtlayan veya Güçleştiren Kararlar

TTK m.391’in c bendinde yer almıştır. Bu geçersizlik sebebinde 2 numaralı halde olduğu gibi, bir üçüncü kişiye pay sahibinin haklarına eşit düzeyde haklar tanınması değil, pay sahibinin vazgeçilmez ve sınırlandırılamaz haklarının kullanılmasının ihlâl edilmesi veya kısıtlanması söz konusudur.[35] (TTK m.391 Gerekçesi.)

            Anonim şirket yatırımcıların sermayelerini koruması ve artırması için avantajlı bir şirket türüdür. Anonim şirkette bu avantajı en çok sağlayan husus pay sahiplerinin sınırlı ve sadece şirkete karşı sorumlu olmaları olmakla birlikte, bu husus da sadece bu korumayı sağlamamaktadır. Bu sebeple ek korumalar da TTK’da düzenlenmiştir.[36] (Yüce, s.174) Bu haklar da TTK m.391’de korunmuştur. Pay sahiplerinin özellikle vazgeçilemez nitelikteki haklarını kısıtlayan yönetim kurulu kararları da bu amaçla butlana tabi tutulmuştur. Pay sahiplerinin hakları koruduğu haklar göz önünde tutularak; idari, mali ve koruyucu haklar olarak 3’e ayrılmıştır.[37] (Yüce, 175.)

            Hükümde "özellikle" denilerek geçersizliğin sadece vazgeçilmez haklara özgülenmediği vurgulanmıştır.[38] (TTK m.391 Gerekçesi.) Buna rağmen tamamen sınırsız olarak da anlamak bu maddeyi doğru değildir.[39] (Yüce, 175.)

            Bu haklara örnek olarak;

Genel kurula katılma, asgari oy hakları, ve dava hakları[40] (TTK m.447-1/a, Yüce, 176.), iptal davasının açılabilmesinin yönetim kurulunun onayına tabi tutulması; kar elde etmek ve paylaşmak amacının terki; genel kurula giriş kartı verilmesinin veya YTK. m. 437 hükmü uyarınca bilgi alma ve incelemenin yönetim kurulunun istediği bir taahhütnamenin imzalanması şartına bağlanması; genel kurula temsilci ile katılmanın (YTK. m. 425) yasaklanması, özel denetim isteme hakkının engellenmesi[41], dava açma hakkının engellenmesi, eşit işleme tabi tutulmayı isteme hakkı, (Sayın, s.0-400.) bağımsız ve kurumsal temsilciler için (YTK. m. 428) şirkete teminat yatırılması zorunluluğunun getirilmesi gibi durumlarda pay sahibinin vazgeçilmez ve sınırlandırılamaz haklarının kullanılmasının ihlal edilmesi veya kısıtlanması söz konusudur ve bu hallerde alınan kararlar batıldır. Tüm bunların yanında anonim şirketlerin temel yapısından kaynaklanan Anonimlik, sınırlı sorumluluk, payların devredilebilirliği, bağımsız denetim, yöneticilerin hesap vermesi gibi hakların engellenmesi de batıl olacaktır.[42] (Sayın, s.0-400) Hükümde ‘özellikle’ denilerek geçersizliğin sadece vazgeçilmez haklara özgülenmediği vurgulanmıştır.[43] (ÜÇIŞIK Güzin H., Prof. Dr., Türk Hukuku’nda Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Sakatlığı Konusunda Getirilen Düzenlemelerin Değerlendirilmesi (2011). Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 3(5). s.61.)

            - Müktesap Hak / Vazgeçilmez Hak Ayrımı: Pay sahibinin rıza göstermediği takdirde ondan ayrılamayan haklar muktesap haklardır.[44] (Yüce, 175.) Müktesap haklarda önemli olan hakkın içeriği değil kazanılış biçimi olduğundan, hukuki işlem veya esas sözleşmeyle kazanılan hakların muhtesap hak olduğu belirtilmektedir.[45] (Yüce, 175.)

            Buna karşı sınırlandırılması veya kaldırılması pay sahiplerinin rızasına değil ancak kanun ile gerçekleşebilen ve pay sahiplerinin menfaatinden çok anonim şirket menfaatlerini koruyan haklara vazgeçilmez nitelikte haklar denilmektedir.[46] (Yüce, 175-176.)

            Yukarıda sayılanlar dışında diğer vazgeçilmez hakları belirleyebilmek için Tekinalp üç test önermektedir. Yazar’a göre; teste tabi tutulan hak, anonim şirketin temel nitelikleri ile sıkı surette bağlı ise veya pay sahibinin şirketten doğan menfaatleri ile doğrudan ilgili ise veya pay sahibinin kendisini çoğunluğun tek taraflı menfaatine karşı koruyabilmesi için vazgeçilmez nitelikte ise vazgeçilmez hak söz konusudur. Örneğin, pay sahibinin pay devir hakkı kısıtlanır veya devir kısıtlaması kanundaki sınırı aşar ise pay sahibinin anonim şirkette pay sahibi olmasının bir anlamı kalmaz(688). Bu bağlamda, pay devri üzerindeki hak, hem anonim şirketin temel niteliklerinden olması hem de pay sahibinin anonim şirketten olan menfaatleri ile doğrudan ilgili olması sebebi ile vazgeçilmez bir haktır.[47] (Sayın, s.0-400; Tekinalp (2013), s. 302 vd., 347.)

            TTK m. 391/1,c hükmü, genel kurul kararlarının butlanına ilişkin TTK m. 447/1-a,b bentlerine karşılık gelmektedir. Dolayısıyla bu bentlerde sırasıyla sayılan “pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklar ile pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını ihlal eden, kullanılmasını kısıtlayan ya da güçleştiren yönetim kurulu kararları da batıl kabul edilmelidir.[48] (Sayın. s. 0-400.; Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat)(2013), s. 519.) Yine doktrinde sadece pay sahiplerinin değil yönetim kurulu üyelerinin vazgeçilmez haklarını engelleyen veya kısıtlayan kararların da butlana tabi olduğunu belirten yazarlar mevcuttur. Buna göre yönetim kurulu üyesinin yönetim kurulu toplantılarına katılma, görüş ve oy belirtme, kurulu toplantıya çağırma, TTK m.390/4’e göre karar alınmak istendiğinde toplantı yapılmasını isteme ve bilgi alma ve inceleme hakları gibi hakların bu haklardan olduğu söylenmektedir.[49] (Yüce, 176; Kırca (Şehirali/Çelik/Manavgat) s.521).

-            Kâr payı alma hakkı: Pay sahiplerinin ilgili bilanço dönemi kârından pay almasını

sağlayan haktır. Bu hak, genel kurul kararı ile de kaldırılamayan vazgeçilemeyen bir haktır, yine esas sözleşme ile de değiştirilemez.[50] (Yüce, 177)

-            Bedelsiz pay alma hakkı: Bu hak, sermaye payının iç kaynaklardan artırılması

halinde oluşacak yeni payların mevcut pay sahipleri tarafından karşılıksız ve kendiliğinden iktisap edilmesi anlamına gelir.[51] (Yüce, 177.) Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamaz. Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılabilir.[52] (TTK m.462/3)

-            Tasfiye payı alma hakkı: Şirketin sona ermesi ve borçlarının ödenmesinin ardından

kalan miktarın pay sahiplerine ödenmesiyle itfa edilen bir haktır.[53] (Yüce, 177.)

-            Tasfiye Hakkı: Yeni sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırıldığında her pay

sahibine yeni çıkarılan paylardan, mevcut paylarının sermaye oranına göre alma hakkı veren hak olup,[54] (TTK m.461; Yüce, 178.) Genel kurulun, sermayenin artırımına ilişkin kararı ile pay sahibinin rüçhan hakkı, ancak haklı sebepler bulunduğu takdirde ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Özellikle, halka arz, işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınması ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep kabul olunur. Rüçhan hakkının sınırlandırılması ve kaldırılmasıyla, hiç kimse haklı görülmeyecek şekilde, yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz. Nisaba ilişkin şart dışında bu hüküm kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulu kararına da uygulanır. Yönetim kurulu, rüçhan hakkının sınırlandırılmasının veya kaldırılmasının gerekçelerini; yeni payların primli ve primsiz çıkarılmasının sebeplerini; primin nasıl hesaplandığını bir rapor ile açıklar. Bu rapor da tescil ve ilan edilir.[55] (TTK m.461/2)

-            Önerilmeye Muhatap Olma Hakkı: Şarta bağlı sermaye artırımında, tahvillere ve

benzeri borçlanma araçlarına bağlı olarak değiştirme ve alım hakları içeren senetler ihraç edildiği takdirde, bunlar önce, mevcut payları oranında, pay sahiplerine önerilir. (2) Bu önerilmeye muhatap olma hakkı, haklı sebeplerin varlığında kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir. (3) Şarta bağlı sermaye artırımı için gerekli olan rüçhan ve önerilmeye muhatap olma haklarının kaldırılması veya sınırlandırılmasından dolayı, hiç kimse haklı görülmeyecek bir şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz.[56] (TTK m.466) Yönetim Kurulu’nun ihraç edilen tahvil ve benzeri borçlanma araçlarına pay sahiplerine önermemesi veya bazılarına önerirken bazılarına önermemek de batıldır.[57] (Yüce, 179.)

B.    Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı Taleplerine Usul

Genel olarak dava türleri

Dava türleri genel olarak eda, tespit ve inşâi dava olarak 3’e ayrılır.

Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı Davası

1.1.Niteliği

Yönetim kurulu kararlarının butlanı için açılacak dava bir tespit davasıdır.[58] (Sayın, s .0-400) Bu anlamda açılacak davada söz konusu kararın butlana tabi olup olmadığı tespit edilecektir.

1.2.Dava Şartları

Söz konusu dava tespit davası olduğundan hukuki yarar ve hukuki ilişkinin mevcut olması dava şartlarındadır.[59] (HMK m.106/2) Bu durumda davacı bir güncel hukuki yararı olduğunu ispat etmelidir.[60] (Sayın, s. 0-400)

Hukuki yarar için aranan menfaat bu davalarda da aranacaktır. TTK m. 391 gerekçesi bu davaların tespitinin meşru menfaati olan herkes tarafından açılabileceğini belirtmektedir.[61] (TTK m.391 Gerekçesi.)

Şunu söylemek gerekir ki pay sahipleri tarafından genel kurul kararlarına karşı açılan tespit davalarında kendiliğinden hukuki yarar olduğu doktrinde söylenirken (Moroğlu (2014), s. 176.)[62], üçüncü kişilerin bu davayı açması durumunda ispat gerekecektir. Yönetim kurulu kararları açısından ise güncel meşru menfaatin kendiliğinden olduğunu söylemek mümkün gözükmemektedir. [63] (Sayın, s. 0-400; Yüce, çoğunlukla bu yararın olduğunu belirtirken diğer kişiler için hukuki yarar ispatının gerekli olduğunu belirtir.(Yüce, s.218.)) Örneğin )  Yönetim Kurulu’nun ihraç edilen tahvil ve benzeri borçlanma araçlarına pay sahiplerine önermemesi veya bazılarına önerirken bazılarına önermemek batıl olup, buradaki eşitsizliğe ilişkin hususu güncel meşru menfaati olan pay sahipleri tespit ettirebilebilecektir.

Hukuki yarar davanın açılması sırasında aranacaktır, dolayısıyla dava açılmadan yönetim kurulunun kararı geri alması ya da bu kararı etkisiz kılacak başka karar alması durumunda hukuki yararın varlığından söz edilemeyecektir.[64] (Yüce, s. 218)

Yine dava şartlarından birisi de davada iki tarafın bulunmasıdır.[65](Pekcanıtez/Atalay/Ozekes, s.292) Yine genel taraflar açısından olan dava şartları burada da geçerlidir.[66] (Yüce, 217)

Batıl yönetim kurulu kararlarının butlanı kamu düzenini ilgilendirdiğinden hâkim tarafından resen dikkate alınacaktır (HMK m.33) ve davada bu husus itiraz olarak da ileri sürülebilecektir.[67] (Sayın, s.0-400)

1.3.Zamanaşımı

Tespit davaları zamanaşımına tabi olmayıp, söz konusu hukuki yarar devam ettikçe açılabilir. Bu kapsamda yönetim kurulu kararlarının butlanı davası da söz konusu hükmün hukuki etkisi ve hukuki yarar devam ettikçe açılabilecektir.[68] (Sayın, s .0-400)

1.4.Davacı

Burada TTK’ya ilişkin olarak ise yönetim kurulu kararlarının butlanın tespiti davasının

pay sahipleri, alacaklılar, düzenleyici ve denetleyici otoriteler, Bakanlık, denetim şirketi, meslek örgütleri, hatta halka açık anonim şirketlerde Borsa İstanbul yönetimi dâhil meşru menfaati bulunan herkes tarafından açılabilecektir.

İsviçre hukukunda da yönetim kurulu kararlarının butlanın tespiti davasının tespitte

menfaati olmak şartı ile kural olarak herkes tarafından açılabileceği kabul edilir. (Sayın, s. 0-400’den P. Kunz (1997). [69]

1.5.Davalı

Tüzel kişiliklerde davalı sıfatı daima ilgili tüzel kişiliğe aittir. Yönetim kurulu kararlarının butlanının tespitine ilişkin davalarda davalı taraf anonim şirkettir.[70] (Sayın, s. 0-400).

Özkorkut, iptal davasına ilişkin açıklamalarında pay sahipleri, SPK (denetçiler) tarafından açılacak iptal davalarında şirketi, yönetim kurulunun temsil edeceğini, karara muhalif olan azınlıktaki yönetim kurulu üyelerince açılan iptal davalarında şirketi karara olumlu oy veren diğer üyelerin temsil edeceğini belirtir.

Bu değerlendirmenin yönetim kurulu kararlarının butlanı açısından da kısmen geçerli kabul edilmesi mümkündür. Şöyle ki, butlanın tespiti davası açmış üyeler yönetim kurulunda çoğunluğu oluşturuyor ise şirketin, yönetim kurulu veya onun davacı üyelerinin çoğunluğu tarafından atanıp azledilebilen ticari mümessil tarafından temsil edilmesi sakıncalı olabileceğinden, mahkemece şirkete kayyım atanması yerinde olur.

Bunun yanında Yüce, davalının sadece anonim şirket tüzel kişiliği olacağını, diğer yönetim kurulu üyelerinin veya yönetim kurulunun davalı gösterilmesi durumunda dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini savunur.[71] (Yüce, 217.)

İsviçre hukukunda da yönetim kurulu kararının butlanın tespiti davasında davalı tarafın tüzel kişilik olacağı kabul edilmektedir.[72] (Sayın, s.0-400) OR Art. 718’e göre ise kararın butlanının bir kısım yönetim kurulu üyeleri tarafından açılması halinde ise menfaat çatışması dolayısıyla kayyım atanması gerektiği görüşleri mevcuttur. Davacının tek bir yönetim kurulu üyesi olması halinde şirketi yönetim kurulunun temsil etmesi mümkündür.[73] (Honsell vd. (2008), Art. 706 Rn. 27)

1.6.Görevli ve yetkili Mahkeme

TTK Madde 5- “(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.

(3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.”

      Görüldüğü üzere yönetim kurulu kararlarının butlanının tespiti davalarında görevli mahkeme ticaret mahkemesidir.

      HMK m.6/1’e göre; “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” Davanın yöneltilmesi gereken kişi bizim de görüşümüze göre çoğunlukla anonim şirket olduğundan TTK m.51’e göre “Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir.”[74] (Yüce, s.221)

1.7.Yargılama Usulü

TTK m.1521’e göre “Ticaret şirketlerinde, ortakların veya pay sahiplerinin şirketle veya birbirleriyle şirket ortaklığından veya pay sahipliğinden kaynaklanan davalarda veya şirketin yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri, müdürleri, tasfiye memurları ya da denetçilerine karşı açılacak davalarda basit yargılama usulü uygulanır.”[75](Yüce, 121.)

1.8.İspat

Medeni usul hukukunda geçerli olan ilke de “taraflarca getirilme ilkesidir”. Yönetim kurulu kararlarının butlanının tespiti davasında da ihtilaflı konunun ispatı konusunda dava malzemesinin taraflarca mahkemeye getirilmesi gerekir. Kanatimizce tespit davalarında da dava malzemesinin taraflarca mahkemeye getirilmesi gerekir. Hâkimin kendiliğinden taraflarca ileri sürülmemiş vakıaları araştırması ve hükme esas alması mümkün değildir (HMK m. 25/1). Kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça vakıaya bağlanan sonuçtan kendi lehine haklar çıkaran taraf ispat yükü altındadır (MK m. 6, HMK m. 190/1). Yönetim kurulu kararlarının butlanında da her somut olayda değerlendirilmesi gerekecektir.[76] (Sayın, s.0-400)

1.9.Hükmün Etkisi

TTK m.450’deki hükmün etkisinin tüm pay sahipleri açısından geçerli olacağı hükmü burada da uygulanabilir.[77] (Sayın, s.0-400)

            İsviçre Hukukunda yönetim kurulu kararlarına ilişkin batıl kararlar baştan itibaren geçersiz sayılmaktadır.[78] (Sayın, s.0-400’den Rhein (2001), s. 267.) Bizde de geçmişe etki, kurul kararının şirket ve üçüncü kişiler arasındaki hukuki ilişkinin unsurunu ve geçerlilik şartını oluşturması halinde söz konusu olacaktır. Buna karşı, karara dayanılarak iyiniyetli kişilerle temsil ilişkisi çerçevesinde kurulan hukuki ilişkiler bakımından tespite dair kesin hüküm, geçmişe etkili değildir. (Sayın, s.0-400)

1.10.                Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları

Tahkim kararının sadece tarafları bağlamasına rağmen yönetim kurulu kararlarına ilişkin tespitin menfaati olan herkesi ilgilendirmesi, ayrıca hakimin re’sen karar alması gereken hallerden olduğundan tahkimin burada geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir.[79] (Sayın, s.0-400).

            Arabuluculuk açısından bakar isek “Arabuluculuk, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır.” (Arabuluculuk Kanunu m. 1/2) Tahkimin aksine arabuluculukta şahsi çözümler ön plana çıksa da, yönetim kurulu kararlarının butlanının tespitinde şahsi çözümden çok kamu yararını ilgilendiren bir hüküm mevcuttur. Bu bağlamda bu uyuşmazlığın da arabuluculuğa uygun olmadığı söylenebilecektir.[80] (Sayın, s.0-400.)

 Bir önceki yazımız “Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcı Kuruluş ve Faaliyet Şartları”na bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Av. Ali ERŞİN’in Edux Academy’deki “Kripto Varlık Hukuku” eğitimine bağlantıdan kaydolabilirsiniz.

Yazarın tüm Blog yazılarına bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Yazan: Av. Ali ERŞİN

Anadolu Üniversitesi Özel Hukuk Doktora Öğrencisi

[email protected]



[1] YÜCE Aydın Alber, Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı (2015). İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2. Bası, s.94.

[2] (TTK Gerekçesi; AYHAN Rıza, Prof. Dr. ÇAĞLAR Hayrettin, Prof. Dr. ÖZDAMAR Mehmet, Prof. Dr. (2020). Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Ankara. Yetkin Yayınları, s.334.) 

[3] Ünal Tekinalp (2015). Sermaye ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, Vedat Kitapçılık, s. 274-275.

[4] Moroğlu ERDOĞAN, Prof. Dr. (2020). İstanbul, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul, Vedat Kitapçılık, s.56.

[5] TTK Gerekçesi.

[6] SAYIN Hediye Bahar, Pay Sahibinin Haklarının Korunması Kapsamında Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı (2015.), On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, s. , Krneta (2005), s. 170’dan.)

[7] YÜCE, s.134.

[8] TTK Gerekçesi.

[9] YÜCE, s.149-151.

[10] Tekinalp, s.274.

[11] Yüce, s.149 – 151.

[12] Yüce, s.150.

[13] Sayın, s.0-400.

[14] Sayın, s. 0-400.

[15] Sayın, s.0-400; Manavgat (Kırca/Şehirali Çelik), s. 591.

[16] Yüce s.152.

[17] Tekinalp, s.275.

[18] Yüce, 167.

[19] Yüce, 167.

[20] Y. TD. E. 1970/1123, K. 1970/1367, T. 2.4.1970., Karar için bkz. Yüce, 167.; Çevik, Orhan Nuri, Türk Ticaret Kanununu ve Uygulamasına İlişkin Mevzuat (Gerekçeli-İçtihatlı-Notlu), 2. Bası, Ankara 1993.

[21] Yüce, 167-168.

[22] Yüce, 168.

[23] Ayrıca aynı sayfada yer alan görüş için bkz. Forstmoser/Meier-Hayoz/Nobel, S.25, N. 99.

[24] Yüce, 168.

[25] Yüce, 169.

[26] Yüce, 169-170.

[27] Yüce, 171.

[28] Yüce, 172.

[29] Yüce, 172.

[30] Tekinalp, 275.

[31] Yüce, 172.

[32] ÜÇIŞIK Güzin H., Prof. Dr., Türk Hukuku’nda Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Sakatlığı Konusunda Getirilen Düzenlemelerin Değerlendirilmesi (2011). Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 3(5). s.61.

[33] ÜÇIŞIK, s.61.

[34] ÜÇIŞIK, s.61-62.

[35] TTK m.391 Gerekçesi.

[36] Yüce, 174.

[37] Yüce, 175.

[38] TTK m.391 Gerekçesi.

[39] Yüce, 175.

[40] Yüce, 176.

[41] Sayın, s.0-400.

[42] Sayın, s.0-400.

[43] ÜÇIŞIK, s.61.

[44] Yüce, 175.

[45] Yüce, 175.

[46] Yüce, 175-176.

[47] Sayın, s.0-400.; Tekinalp (2013), s. 302 vd., 347.

[48] Sayın. s. 0-400.; Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat)(2013), s. 519.

[49] Yüce, 176; Kırca (Şehirali/Çelik/Manavgat) s.521.

[50] Yüce, 177.

[51] Yüce, 177.

[52] TTK m.462/3.

[53] Yüce, 177.

[54] TTK m.461; Yüce, 178.

[55] TTK m.461/2.

[56] TTK m.466.

[57] Yüce, 179.

[58] Sayın, s .0-400.

[59] HMK m.106/2.

[60] Sayın, s .0-400

[61] TTK m.391 Gerekçesi.

[62] Moroğlu (2014), s. 176.

[63] Sayın, s .0-400; Yüce, s.218.

[64] Yüce, s.218.

[65] Pekcanıtez/Atalay/Ozekes, s.292.

[66] Yüce, 217.

[67] Sayın, s.0-400.

[68] Sayın, s .0-400.

[69] Sayın, s. 0-400’den P. Kunz (1997).

[70] Sayın, s. 0-400.

[71] Yüce, 217.

[72] Sayın, s.0-400.

[73] Honsell vd. (2008), Art. 706 Rn. 27

[74] Yüce, s. 221.

[75] Yüce, 121.

[76] Sayın, s.0-400.

[77] Sayın, s. 0-400.

[78] Sayın, s.0-400’den Rhein (2001), s. 267.

[79] Sayın, s. 0-400.

[80] Sayın, s. 0-400.

0 Yorumlar

Yorum bırakın