Bilişim Hukuku Mevzuat Haftası
Sun, 28 Dec 2025
Akademisyenlerin ve araştırma gezilerinin hikayelerini takip edin
1. Yokluk
2. İptal
3. Butlan
Anonim
şirket yönetim kurulu işlemleri de hukuki işlem olduğundan borçlar hukukunun
genel prensipleri burada da gündeme gelir. Dolayısıyla herhangi borçlar hukuku
sözleşmesi gibi buradaki işlemlerin de hükümsüzlüğü gündeme gelebilecektir.[1] (YÜCE Aydın Alber, Anonim
Şirketlerde Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı (2015). İstanbul, Vedat
Kitapçılık, 2. Bası, s.94.)
Butlan
halleri TTK m.391’de sayılmış olmakla birlikte bu sayım numerus clausus değil,
örnekleyicidir.[2]
(TTK Gerekçesi; AYHAN Rıza, Prof. Dr. ÇAĞLAR Hayrettin, Prof. Dr. ÖZDAMAR
Mehmet, Prof. Dr. (2020). Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Ankara. Yetkin
Yayınları, s.334.) , .
Buna göre;
“MADDE
391- (1) Yönetim kurulunun kararının batıl
olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle;
a)
Eşit işlem ilkesine aykırı olan,
b)
Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini
gözetmeyen,
c)
Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya
bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren,
d)
Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine
ilişkin,
kararlar batıldır.”
1. Eşit
İşlem İlkesine Aykırı Kararlar
2. Diğer
Organların Devredilemez Yetkilerine Giren ve Bu Yetkilerin Devrine İlişkin
Kararlar
3. Anonim
Şirketin Temel Yapısına Uymayan ve Sermayenin Korunması İlkesine Aykırı
Kararlar
TTK m.447/1-c’deki genel kuruAl
kararlarının butlanına ilişkin düzenlemeyle de paraleldir. Ancak iki organın
görev ve yetkileri dikkate alındığında aynı esas ve ölçülerin uygulanamayacağı
söylenmelidir.[3] (Ünal Tekinalp (2015). Sermaye
ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, Vedat Kitapçılık, s. 274-275.) İsviçre
Borçlar Kanunu’nun 706/b maddesinde de “anonim ortaklığın temel yapısına
uymayan” genel kurul kararlarının batıl olduğuna ilişkin düzenleme mevcuttur.[4] (Moroğlu ERDOĞAN, Prof. Dr. (2020).
İstanbul, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul,
Vedat Kitapçılık, s.56.) Yönetim Kurulu kararlarının butlanına ilişkin bu hüküm
İsv. BK m. 706 b, b.3'ün ilk kısmından alınmıştır. Anılan hüküm, geçersiz genel
kurul kararlarına ilişkindir. Yönetim kurulu hakkındaki 714’üncü madde bu hükme
gönderme yapmaktadır.[5] (TTK Gerekçesi) Kanunun yürürlüğe
girmesinin ardından Federal mahkeme, hukuk güvenliği sebebi ile butlanın hukuki
sonuçlarını dikkate alarak, yazılı ve yazılı olmayan hukukun hafif değil, ağır
ihlali halinde butlanın kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir (BGE 115 II
474)[6]. (SAYIN Hediye Bahar, Pay Sahibinin
Haklarının Korunması Kapsamında Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının
Butlanı (2015.), On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, s. , Krneta (2005), s.
170’dan.)
Anonim
şirket temel yapısına uymayan kararların butlanı, TTK m.391’deki diğer
sebeplere göre anonim şirket hükümlerinin daha ağır ihlal edilmesi sonucunu
doğuran bir butlan sebebidir.[7] (YÜCE, s.149-151.)
Anonim şirketin tanımına, pay sahiplerinin
hakları ve borçları düzenine ve organsal yapısına aykırı kararlar temel yapıya
aykırıdır. Temel yapı ile kastedilen, anonim şirketi taşıyan ana kolonlardır.[8] (TTK Gerekçesi) Sonuç olarak Anonim
şirket temel yapısına uymama ise genel olarak;
-
anonimlik,
-
sınırlı sorumluluk,
-
kural olarak payların devredilebilir
olması,
-
şirket yönetim ve hesaplarının
denetlenebilirliği,
-
şirket yöneticilerinin gerçekleştirdiği iş
ve işlemler dolayısıyla hesap vermesini kolaylaştıran mekanizmaların kurulmuş
olması,
-
organlar arası işlevler ayrılığı,
sermayenin paylara bölünmüş olması,[9] (YÜCE, s.134)
-
tek borç ilkesini, faaliyet göstererek kâr
elde etmeyi,
-
yoksa işletme sermayesinin Devlet
kağıtlarına yatırmamayı,
-
Ana amacı olan ticari faaliyeti bırakıp
malvarlığını kiraya verip buradan kazanç sağlama faaliyetlerinin engellenmesi[10] (Tekinalp, s.274.),
-
Genel kurul kararlarının yapılmaması
sonuçlarını doğuracak,
-
Şirketin finansal olarak denetlenmesini
engellenmesi[11] (Yüce, s.149 - 151),
gibi
hususlara aykırı kararlar anonim şirketlerin temel yapısına aykırıdır.
Tüm
bunların yanında genel kurulu ve yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez
nitelikteki görev ve yetkilerinin de anonim şirketin temel yapısına aykırı
olduğu savunulmaktadır.[12] (Yüce, s.150.)
-
Yine pay sahiplerinin hakları ve borçları
düzenine uygun olmayan; mali haklar, idari haklar ve dava hakları da batıldır.[13] (Sayın, s.0-400.)
Mali
hakların kâr payı alma, hazırlık dönemi faizi alma, tasfiye payı alma, rüçhan,
bedelsiz pay alma, önerilmeye muhatap olma(536), şirketten çıkma ve tesislerden
yararlanma hakkı olarak sıralanması mümkündür. (Yüce bu hakları vazgeçilemez
haklara uymamaya almıştır.)
Anonim
şirketin organsal yapısına uygun olmayan kararlara örnek olarak;
Kanun’da
genel kurul ve yönetim kurulunun devredilmez ve vazgeçilmez görev ve yetkileri
düzenlenmiştir (TTK m. 375, 408).
Yönetim
kurulunun devredilmez ve vazgeçilmez görev ve yetkileri bunlarla sınırlı
değildir. Kanun’da diğer devredilmez görevlere rastlamak mümkündür. Yönetim
kurulunun, ticari mümessil ve ticari vekilleri ataması, (TTK m. 368
gerekçesi), iç yönergenin hazırlanması buna örnektir. Özellikleri gereği genel
kurul aleyhine iptal davası açmaya (TTK m. 446/1,c), kayıtlı sermaye sisteminde
sermaye artırım kararı almaya (TTK m. 456/2), şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin
yönetim kurulu görevlerine (TTK m. 470), sermayenin yarısının kaybında yönetim
kurulunun görevlerine (TTK m. 376/1) ve şirket birleşmelerinde birleşme
sözleşmesinin imzalanmasına (TTK m. 145) ilişkin düzenlemelerin de devredilemez
ve vazgeçilmez görev ve yetkiler kapsamında kabul edilmesi gerekir.[15] (Sayın, s.0-400; Manavgat
(Kırca/Şehirali Çelik), s. 591). Şirketin kendi paylarını iktisap etmesine (TTK
m. 379/1) ilişkin yönetim kurulunun yetkilerinin ise yönetim kurulunun
devredilmez ve vazgeçilmez yetkilerinden olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır.
TTK
m.391/1-b ile TTK m.447/1-c arasındaki farka da kısaca bakarsak, genel kurul
kararlarının butlanı sebeplerinden sayılan temel yapının bozulması kavramının
yönetim kurulunun kararlarının butlanı sebeplerinden sayılan temel yapıya
uymama kavramına göre daha geniş olduğu söylenebilecektir. Yani yönetim kurulu
açısından sadece temel yapıya uymama aranırken, genel kurul kararının butlanı
açısından ise temel yapıyı bozması aranacaktır. (Yüce s.152[16])
Sermayenin
korunması ilkesine aykırı kararlar, sermayenin değer kaybetmesine sebebiyet
veren veya sermaye taahhüdünün tam olarak ifa edilmemesine neden olup
sermayenin işletmenin temel kurallarına aykırı veya iadesine göz yumarak anonim
şirkette kasdi zararlara yol açabilecek kararlardır.[17] (Tekinalp, s.275) Bu
ilkenin kabul edilmiş olma sebebi anonim şirketlerinin sermaye şirketi olması
sonucu olarak şirket alacaklılarının başvurabileceği tek ekonomik bütünün
şirket malvarlığı olmasıdır. Bu ilke sermayenin korunması ilkesidir.[18] (Yüce, 167) Burada
korunan sadece alacaklılar değildir. Şirketin kendisi, pay sahipleri ve hatta
çalışanları da buna dahildir.[19] (, Yüce, s.167.) Yargıtay
da bir kararında “…anonim şirket sermayesi, alacaklıların asgari teminatı
olduğu cihetle … kanun koyucular alacaklıların bu asgari teminatın şirket
mamelekine uygun şekilde tesisine ve korumasına ilişkin olarak da emredici
hükümler vazetmişlerdir.”[20] (Y. TD. E. 1970/1123, K.
1970/1367, T. 2.4.1970., Karar için bkz. Yüce, 167.; Çevik, Orhan Nuri, Türk
Ticaret Kanununu ve Uygulamasına İlişkin Mevzuat (Gerekçeli-İçtihatlı-Notlu),
2. Bası, Ankara 1993.)
Anonim şirket sermayesi ile
malvarlığı farklı kavramlardır. Sermaye şirket başlangıcındaki esas
sözleşmedeki miktar iken, malvarlığı şirketin faaliyetleri sonrası başarısına
göre değişebilmektedir. Malvarlığı sermayeden fazla veya daha az olabilir.[21] (Yüce, 167-168) Bu
kapsamda malvarlığının korunmasını ihlal eden yönetim kurulu kararları doğrudan
butlana tabi olmayacaktır. Bunun belirlenmesi bir tespit davasına konu
edilebilir.[22]
İsviçre Hukuku’nda ifade edilen bir görüşe göre de bu şekildedir.[23] (Yüce, 168.)
Sermayenin korunması ilkesi eTTK’a
ek olarak TTK’da doğrudan butlan sebebi olarak yer almıştır. Sermayenin
korunması ilkesine aykırı kararlar sermayenin değer kaybetmesine yol açan ya da
pay sahipleri tarafından taahhüt edilen sermayenin şirkete getirilmesini
engelleyen kararlardır.[24] (Yüce, 168.)
Sermayenin korunması ilkesine aykırı
kararlara örnek olarak;
-
Pay sahiplerinin ödeme yükümlülüğünden
kurtarılmasına ilişkin kararlar,
-
Genel kurul kararı olmaksızın sermaye
artımına ya da şirket tasfiyesine karar verilmesi,
-
Borca batıklık veya sermayenin kaybı
olmasına rağmen genel kurulu toplantıya çağırmamak veya mahkemeye bildirimde
bulunmamak,
-
Pay bedellerinin 24 ay içerisinde
ödenmesini öngören süreyi uzatan anlaşmalar,
-
Pay sahiplerinin şirkete borçlanmalarını
yasaklayan hükümler (TTK m.358)
-
Pay sahiplerinin şirkete borçlanmasını
doğuracak kararlar ve sözleşmeler,
-
Kayıtlı sermaye sistemine tabi anonim
şirketlerde yönetim kurulunun önceki sermaye taahhüdünün yerine getirilmemesine
rağmen veya sermayeye eklenecek fonlar olduğu halde sermaye artırımı yapması,
-
Bedeli ödenmemiş nama yazılı payların
devrine izin verilmesi.[25] (Yüce, 169.)
Bunun
yanında sermayenin korunması ilkesine aykırı bazı kararlar iptal edilebilirlik
ile de sonuçlanabilecektir, örnek olarak kayıtlı sermaye sistemine sahip anonim
şirketlerde pay bedellerinin tamamen ödenmediği durumlarda yönetim kurulunun sermaye
artırım kararı alması iptal edilebilir niteliktedir. [26] (Yüce, 169-170.)
- TTK m.380: “(1) Paylarının iktisap edilmesi amacıyla, şirketin başka bir
kişiyle yaptığı, konusu avans, ödünç veya teminat verilmesi olan
hukuki işlemler batıldır. Bu butlan hükmü, kredi ve finans kurumlarının işletme
konuları içine giren işlemlere ve şirketin veya onun bağlı şirketlerinin
çalışanlarına, şirketin paylarını iktisap edebilmeleri için, avans, ödünç ve teminat
verilmesine ilişkin hukuki işlemlere uygulanmaz. Ancak, bu istisnai işlemler,
şirketin, kanuna ve esas sözleşmesine göre ayırmak zorunda bulunduğu yedek
akçeleri azaltıyor veya 519 uncu maddede düzenlenen yedek akçelerin
harcanmalarına ilişkin kuralları ihlal ediyor ve şirketin 520 nci maddede
öngörülen yedek akçeyi ayırmasına imkân bırakmıyorsa, geçersizdir.
(2) Ayrıca,
şirket ile üçüncü kişi arasında yapılmış bulunan ve bu kişiye, şirketin kendi
paylarını; şirketin, şirkete bağlı bir şirketin veya şirketin paylarının
çoğunluğuna sahip olduğu şirketin hesabına alma hakkı tanıyan ya da böyle bir
yükümlülük öngören bir düzenleme, eğer bu payları şirket alsaydı işlem 379 uncu
maddeye aykırı kabul edilecek idiyse batıldır.”
- Payların iktisabı
ivazlılar için geçerli olup, ivazsızlar için geçerli değildir. Buradaki
maddenin aksine hareket edilmesi, şirket paylarının iktisap edilmesi şirket paylarını
zor duruma düşürecektir. [27] (Yüce, 171) Buradaki
iktisap aynı zamanda rehin açısından da geçerlidir.[28] (Yüce, 172.) TTK m.
379/2’de de “Bir şirket kendi paylarını, esas veya çıkarılmış sermayesinin
onda birini aşan veya bir işlem sonunda aşacak olan miktarda, ivazlı olarak
iktisap ve rehin olarak kabul edemez. Bu hüküm, bir üçüncü kişinin kendi adına,
ancak şirket hesabına iktisap ya da rehin olarak kabul ettiği paylar için de
geçerlidir.” Şeklinde belirterek bu oran belirlenmiştir.
-
Pay bedelini ifa borcunda temerrüde düşen
pay sahibinin yönetim kurulu tarafından
ıskat
edilmesi durumunda pay sahibinin borcunun kısmi ödemelerinin ıskat edilmesine
rağmen pay sahibine bırakılmasına ilişkin sözleşmeler de geçersiz olacaktır.[29] (Yüce, 172.)
-
Yine pay bedellerinin yönetim kurulunca
değerinin altında belirlenmesi, apel
çağrılarından
sebep olmaksızın vazgeçmesi de buna örnek verilebilir.[30] (Tekinalp, 275.)
-
Yönetim kurulunun kendi paylarını taahhüt
etmesi de sermayenin korunmasına aykırı
olacağından
batıl olacaktır. Yine bir yavru şirketin ana şirketin paylarını taahhüdü de
aynıdır.[31]
(Yüce, 172.)
-
Yönetim kuruluna kar payı 62 H. Güzin
ÜÇIŞIK dağıtılmasına ilişkin şartları belirleyen YTK m. 511[32](ÜÇIŞIK
Güzin H., Prof. Dr., Türk Hukuku’nda Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının
Sakatlığı Konusunda Getirilen Düzenlemelerin Değerlendirilmesi (2011). Finansal
Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 3(5). s.61.),
-
kanuni yedek akçe belirlenmesine ve
kullanılmasına ilişkin YTK. m. 519, 520 hükümlerine aykırı olarak alınan
kararlar[33],
(ÜÇIŞIK, s.61.)
-
TTK m. 506: “ (1) 504 ve 505 inci madde
hükümlerine bağlı borçlanma senetlerinin
toplam
tutarı, sermaye ile bilançoda yer alan yedek akçelerin toplamını aşamaz;
kanunların bilançoya konulmasına izin verdiği yeniden değerleme fonları da
toplama katılır. Kanunlardaki istisnalar saklıdır.”
-
SerPK Madde 31: “ (1) İhraççıların
ihraç edebilecekleri borçlanma aracı niteliğindeki
sermaye
piyasası araçlarının toplam tutarı, Kurulca belirlenecek limiti geçemez. Kurul,
ihracın, ihraç edilen borçlanma aracının ve ihraççıların niteliğine göre farklı
limitler belirleyebilir.”
Görüldüğü üzere birçok karar
sermayenin korunması ilkesine aykırılık teşkil edebilir ve batıllığının tespiti
istenebilir.
(Buna göre şirketin asgari
sermayesine ilişkin YTK. m. 332; şirketin kendi hisselerini iktisap etme veya
rehnetme yasağına ilişkin YTK. m. 379, 382-385, 389; ayni sermaye olarak
konulabilecek malvarlığı değerlerine ilişkin YTK. m. 342; ayni sermayeye değer
biçilmesine ilişkin YTK. m. 343; itibari değerinin altında bir bedelle pay
çıkarılamayacağına ilişkin; YTK. m. 347; nakden taahhüt edilen payların itibari
değerinin ödenmesine ilişkin YTK. m. 344; kuruculara şirket sermayesinin
azaltılmasına yol açan bir menfaatin sağlanmasının hükümsüzlüğüne ilişkin YTK.
m. 348/1; kurucular tarafından kuruluşta verilen beyana ilişkin YTK. m. 349;
kuruluştan itibaren iki yıl içinde yapılan ve sermayenin onda birini aşan
ayınların devir veya kiralanmasına ilişkin YTK. m. 356/1; pay sahiplerinin
sermaye olarak şirkete ifa ettikleri değerlerin iadesini yasaklayan YTK. m.
480; sermaye azaltılması sırasında alacaklılara daveti öngören YTK m. 474; pay
sahiplerinin şirkete borçlanmalarını yasaklayan YTK. m. 358; sermaye kaybı veya
borca batıklık halinde alınması gereken önlemlere ilişkin YTK. m. 376; yönetici
ve yakınlarının şirketten borçlanamayacaklarına ilişkin YTK. m. 395/2; pay
bedelleri ödenmeden sermaye artırımının yapılmayacağına ilişkin YTK. m. 456/1;
sermaye artırımında yönetim kurulunun beyan vermesini öngören YTK m. 457;
karşılıkları tamamen ödenmeden hamiline yazılı senetler çıkarılamayacağına
ilişkin YTK. m. 484/2; karşılıkları tamamen ödenmeyen nama yazılı payların
hamiline yazılı paylara dönüştürülemeyeceğine ilişkin YTK. m. 485/2; bedeli
tamamen ödenmemiş olan nama yazılı payı iktisap eden yeni pay sahibinin
ödenmeyen kısım için şirkete karşı sorumlu olacağına ilişkin YTK. m. 501/1;
hazırlık dönemi faizi dışında (YTK. m. 510) esas sermaye için faiz
ödenmeyeceğine ve kar payının ancak net dönem karından ve serbest yedek
akçelerden dağıtılabileceğine ilişkin hüküm YTK. m. 509; yönetim kuruluna kar
payı 62 H. Güzin ÜÇIŞIK dağıtılmasına ilişkin şartları belirleyen YTK m. 511;
kanuni yedek akçe belirlenmesine ve kullanılmasına ilişkin YTK. m. 519, 520
hükümlerine aykırı olarak alınan kararlar batıldır.)[34]
(ÜÇIŞIK Güzin H., Prof. Dr., Türk Hukuku’nda Anonim Şirket Yönetim Kurulu
Kararlarının Sakatlığı Konusunda Getirilen Düzenlemelerin Değerlendirilmesi
(2011). Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 3(5). s.61-62)
TTK m.391’in c bendinde yer almıştır.
Bu geçersizlik sebebinde 2 numaralı halde olduğu gibi, bir üçüncü kişiye pay sahibinin
haklarına eşit düzeyde haklar tanınması değil, pay sahibinin vazgeçilmez ve
sınırlandırılamaz haklarının kullanılmasının ihlâl edilmesi veya kısıtlanması
söz konusudur.[35] (TTK m.391 Gerekçesi.)
Anonim
şirket yatırımcıların sermayelerini koruması ve artırması için avantajlı bir
şirket türüdür. Anonim şirkette bu avantajı en çok sağlayan husus pay
sahiplerinin sınırlı ve sadece şirkete karşı sorumlu olmaları olmakla birlikte,
bu husus da sadece bu korumayı sağlamamaktadır. Bu sebeple ek korumalar da
TTK’da düzenlenmiştir.[36] (Yüce, s.174) Bu haklar da TTK
m.391’de korunmuştur. Pay sahiplerinin özellikle vazgeçilemez nitelikteki
haklarını kısıtlayan yönetim kurulu kararları da bu amaçla butlana tabi
tutulmuştur. Pay sahiplerinin hakları koruduğu haklar göz önünde tutularak;
idari, mali ve koruyucu haklar olarak 3’e ayrılmıştır.[37] (Yüce, 175.)
Hükümde
"özellikle" denilerek geçersizliğin sadece vazgeçilmez haklara
özgülenmediği vurgulanmıştır.[38] (TTK m.391 Gerekçesi.) Buna rağmen
tamamen sınırsız olarak da anlamak bu maddeyi doğru değildir.[39] (Yüce, 175.)
Bu
haklara örnek olarak;
Genel kurula katılma,
asgari oy hakları, ve dava hakları[40] (TTK m.447-1/a, Yüce, 176.), iptal
davasının açılabilmesinin yönetim kurulunun onayına tabi tutulması; kar elde
etmek ve paylaşmak amacının terki; genel kurula giriş kartı verilmesinin veya
YTK. m. 437 hükmü uyarınca bilgi alma ve incelemenin yönetim kurulunun istediği
bir taahhütnamenin imzalanması şartına bağlanması; genel kurula temsilci ile
katılmanın (YTK. m. 425) yasaklanması, özel denetim isteme hakkının
engellenmesi[41], dava açma hakkının engellenmesi, eşit
işleme tabi tutulmayı isteme hakkı, (Sayın, s.0-400.) bağımsız ve kurumsal
temsilciler için (YTK. m. 428) şirkete teminat yatırılması zorunluluğunun
getirilmesi gibi durumlarda pay sahibinin vazgeçilmez ve sınırlandırılamaz
haklarının kullanılmasının ihlal edilmesi veya kısıtlanması söz konusudur ve bu
hallerde alınan kararlar batıldır. Tüm bunların yanında anonim şirketlerin
temel yapısından kaynaklanan Anonimlik, sınırlı sorumluluk, payların
devredilebilirliği, bağımsız denetim, yöneticilerin hesap vermesi gibi
hakların engellenmesi de batıl olacaktır.[42] (Sayın, s.0-400) Hükümde ‘özellikle’
denilerek geçersizliğin sadece vazgeçilmez haklara özgülenmediği
vurgulanmıştır.[43] (ÜÇIŞIK Güzin H., Prof. Dr., Türk
Hukuku’nda Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Sakatlığı Konusunda
Getirilen Düzenlemelerin Değerlendirilmesi (2011). Finansal Araştırmalar ve
Çalışmalar Dergisi, 3(5). s.61.)
-
Müktesap Hak / Vazgeçilmez Hak Ayrımı: Pay sahibinin rıza göstermediği
takdirde ondan ayrılamayan haklar muktesap haklardır.[44] (Yüce, 175.) Müktesap haklarda
önemli olan hakkın içeriği değil kazanılış biçimi olduğundan, hukuki işlem veya
esas sözleşmeyle kazanılan hakların muhtesap hak olduğu belirtilmektedir.[45] (Yüce, 175.)
Buna
karşı sınırlandırılması veya kaldırılması pay sahiplerinin rızasına değil ancak
kanun ile gerçekleşebilen ve pay sahiplerinin menfaatinden çok anonim şirket
menfaatlerini koruyan haklara vazgeçilmez nitelikte haklar denilmektedir.[46] (Yüce, 175-176.)
Yukarıda
sayılanlar dışında diğer vazgeçilmez hakları belirleyebilmek için Tekinalp üç
test önermektedir. Yazar’a göre; teste tabi tutulan hak, anonim şirketin temel
nitelikleri ile sıkı surette bağlı ise veya pay sahibinin şirketten doğan
menfaatleri ile doğrudan ilgili ise veya pay sahibinin kendisini çoğunluğun tek
taraflı menfaatine karşı koruyabilmesi için vazgeçilmez nitelikte ise
vazgeçilmez hak söz konusudur. Örneğin, pay sahibinin pay devir hakkı
kısıtlanır veya devir kısıtlaması kanundaki sınırı aşar ise pay sahibinin
anonim şirkette pay sahibi olmasının bir anlamı kalmaz(688). Bu bağlamda, pay
devri üzerindeki hak, hem anonim şirketin temel niteliklerinden olması hem de
pay sahibinin anonim şirketten olan menfaatleri ile doğrudan ilgili olması sebebi
ile vazgeçilmez bir haktır.[47] (Sayın, s.0-400; Tekinalp (2013), s.
302 vd., 347.)
TTK m. 391/1,c hükmü, genel kurul
kararlarının butlanına ilişkin TTK m. 447/1-a,b bentlerine karşılık
gelmektedir. Dolayısıyla bu bentlerde sırasıyla sayılan “pay sahibinin, genel
kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki
haklar ile pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını ihlal eden,
kullanılmasını kısıtlayan ya da güçleştiren yönetim kurulu kararları da batıl
kabul edilmelidir.[48] (Sayın. s. 0-400.; Kırca
(Şehirali Çelik/Manavgat)(2013), s. 519.) Yine doktrinde sadece pay
sahiplerinin değil yönetim kurulu üyelerinin vazgeçilmez haklarını engelleyen
veya kısıtlayan kararların da butlana tabi olduğunu belirten yazarlar
mevcuttur. Buna göre yönetim kurulu üyesinin yönetim kurulu toplantılarına
katılma, görüş ve oy belirtme, kurulu toplantıya çağırma, TTK m.390/4’e göre
karar alınmak istendiğinde toplantı yapılmasını isteme ve bilgi alma ve
inceleme hakları gibi hakların bu haklardan olduğu söylenmektedir.[49] (Yüce, 176; Kırca
(Şehirali/Çelik/Manavgat) s.521).
-
Kâr payı alma hakkı: Pay
sahiplerinin ilgili bilanço dönemi kârından pay almasını
sağlayan
haktır. Bu hak, genel kurul kararı ile de kaldırılamayan vazgeçilemeyen bir
haktır, yine esas sözleşme ile de değiştirilemez.[50] (Yüce, 177)
-
Bedelsiz pay alma hakkı: Bu
hak, sermaye payının iç kaynaklardan artırılması
halinde
oluşacak yeni payların mevcut pay sahipleri tarafından karşılıksız ve
kendiliğinden iktisap edilmesi anlamına gelir.[51] (Yüce, 177.) Bilançoda
sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde, bu
fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye
artırılamaz. Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı
oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılabilir.[52] (TTK m.462/3)
-
Tasfiye payı alma hakkı: Şirketin
sona ermesi ve borçlarının ödenmesinin ardından
kalan
miktarın pay sahiplerine ödenmesiyle itfa edilen bir haktır.[53] (Yüce, 177.)
-
Tasfiye Hakkı: Yeni
sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırıldığında her pay
sahibine
yeni çıkarılan paylardan, mevcut paylarının sermaye oranına göre alma hakkı
veren hak olup,[54]
(TTK m.461; Yüce, 178.) Genel kurulun, sermayenin artırımına ilişkin kararı ile
pay sahibinin rüçhan hakkı, ancak haklı sebepler bulunduğu takdirde ve en az
esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlandırılabilir veya
kaldırılabilir. Özellikle, halka arz, işletmelerin, işletme kısımlarının,
iştiraklerin devralınması ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep kabul
olunur. Rüçhan hakkının sınırlandırılması ve kaldırılmasıyla, hiç kimse haklı
görülmeyecek şekilde, yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz. Nisaba ilişkin
şart dışında bu hüküm kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulu kararına da
uygulanır. Yönetim kurulu, rüçhan hakkının sınırlandırılmasının veya
kaldırılmasının gerekçelerini; yeni payların primli ve primsiz çıkarılmasının
sebeplerini; primin nasıl hesaplandığını bir rapor ile açıklar. Bu rapor da
tescil ve ilan edilir.[55] (TTK m.461/2)
-
Önerilmeye Muhatap Olma Hakkı: Şarta
bağlı sermaye artırımında, tahvillere ve
benzeri
borçlanma araçlarına bağlı olarak değiştirme ve alım hakları içeren senetler
ihraç edildiği takdirde, bunlar önce, mevcut payları oranında, pay sahiplerine
önerilir. (2) Bu önerilmeye muhatap olma hakkı, haklı sebeplerin varlığında
kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir. (3) Şarta bağlı sermaye artırımı için
gerekli olan rüçhan ve önerilmeye muhatap olma haklarının kaldırılması veya
sınırlandırılmasından dolayı, hiç kimse haklı görülmeyecek bir şekilde
yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz.[56] (TTK m.466) Yönetim
Kurulu’nun ihraç edilen tahvil ve benzeri borçlanma araçlarına pay sahiplerine
önermemesi veya bazılarına önerirken bazılarına önermemek de batıldır.[57] (Yüce, 179.)
Dava
türleri genel olarak eda, tespit ve inşâi dava olarak 3’e ayrılır.
1.1.Niteliği
Yönetim
kurulu kararlarının butlanı için açılacak dava bir tespit davasıdır.[58] (Sayın, s .0-400) Bu
anlamda açılacak davada söz konusu kararın butlana tabi olup olmadığı tespit
edilecektir.
1.2.Dava
Şartları
Söz
konusu dava tespit davası olduğundan hukuki yarar ve hukuki ilişkinin mevcut
olması dava şartlarındadır.[59] (HMK m.106/2) Bu durumda
davacı bir güncel hukuki yararı olduğunu ispat etmelidir.[60] (Sayın, s. 0-400)
Hukuki
yarar için aranan menfaat bu davalarda da aranacaktır. TTK m. 391 gerekçesi bu
davaların tespitinin meşru menfaati olan herkes tarafından açılabileceğini
belirtmektedir.[61]
(TTK m.391 Gerekçesi.)
Şunu
söylemek gerekir ki pay sahipleri tarafından genel kurul kararlarına karşı
açılan tespit davalarında kendiliğinden hukuki yarar olduğu doktrinde
söylenirken (Moroğlu (2014), s. 176.)[62], üçüncü kişilerin bu
davayı açması durumunda ispat gerekecektir. Yönetim kurulu kararları açısından
ise güncel meşru menfaatin kendiliğinden olduğunu söylemek mümkün
gözükmemektedir. [63] (Sayın, s. 0-400; Yüce,
çoğunlukla bu yararın olduğunu belirtirken diğer kişiler için hukuki yarar
ispatının gerekli olduğunu belirtir.(Yüce, s.218.)) Örneğin ) Yönetim Kurulu’nun ihraç edilen tahvil ve
benzeri borçlanma araçlarına pay sahiplerine önermemesi veya bazılarına
önerirken bazılarına önermemek batıl olup, buradaki eşitsizliğe ilişkin hususu
güncel meşru menfaati olan pay sahipleri tespit ettirebilebilecektir.
Hukuki
yarar davanın açılması sırasında aranacaktır, dolayısıyla dava açılmadan
yönetim kurulunun kararı geri alması ya da bu kararı etkisiz kılacak başka
karar alması durumunda hukuki yararın varlığından söz edilemeyecektir.[64] (Yüce, s. 218)
Yine
dava şartlarından birisi de davada iki tarafın bulunmasıdır.[65](Pekcanıtez/Atalay/Ozekes,
s.292) Yine genel taraflar açısından olan dava şartları burada da geçerlidir.[66] (Yüce, 217)
Batıl
yönetim kurulu kararlarının butlanı kamu düzenini ilgilendirdiğinden hâkim
tarafından resen dikkate alınacaktır (HMK m.33) ve davada bu husus itiraz
olarak da ileri sürülebilecektir.[67] (Sayın, s.0-400)
1.3.Zamanaşımı
Tespit
davaları zamanaşımına tabi olmayıp, söz konusu hukuki yarar devam ettikçe
açılabilir. Bu kapsamda yönetim kurulu kararlarının butlanı davası da söz
konusu hükmün hukuki etkisi ve hukuki yarar devam ettikçe açılabilecektir.[68] (Sayın, s .0-400)
1.4.Davacı
Burada
TTK’ya ilişkin olarak ise yönetim kurulu kararlarının butlanın tespiti
davasının
pay
sahipleri, alacaklılar, düzenleyici ve denetleyici otoriteler, Bakanlık,
denetim şirketi, meslek örgütleri, hatta halka açık anonim şirketlerde Borsa
İstanbul yönetimi dâhil meşru menfaati bulunan herkes tarafından
açılabilecektir.
İsviçre
hukukunda da yönetim kurulu kararlarının butlanın tespiti davasının tespitte
menfaati
olmak şartı ile kural olarak herkes tarafından açılabileceği kabul edilir.
(Sayın, s. 0-400’den P. Kunz (1997). [69]
1.5.Davalı
Tüzel
kişiliklerde davalı sıfatı daima ilgili tüzel kişiliğe aittir. Yönetim kurulu
kararlarının butlanının tespitine ilişkin davalarda davalı taraf anonim
şirkettir.[70]
(Sayın, s. 0-400).
Özkorkut,
iptal davasına ilişkin açıklamalarında pay sahipleri, SPK (denetçiler)
tarafından açılacak iptal davalarında şirketi, yönetim kurulunun temsil
edeceğini, karara muhalif olan azınlıktaki yönetim kurulu üyelerince açılan
iptal davalarında şirketi karara olumlu oy veren diğer üyelerin temsil
edeceğini belirtir.
Bu
değerlendirmenin yönetim kurulu kararlarının butlanı açısından da kısmen
geçerli kabul edilmesi mümkündür. Şöyle ki, butlanın tespiti davası açmış
üyeler yönetim kurulunda çoğunluğu oluşturuyor ise şirketin, yönetim kurulu
veya onun davacı üyelerinin çoğunluğu tarafından atanıp azledilebilen ticari
mümessil tarafından temsil edilmesi sakıncalı olabileceğinden, mahkemece
şirkete kayyım atanması yerinde olur.
Bunun
yanında Yüce, davalının sadece anonim şirket tüzel kişiliği olacağını, diğer
yönetim kurulu üyelerinin veya yönetim kurulunun davalı gösterilmesi durumunda
dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini savunur.[71] (Yüce, 217.)
İsviçre
hukukunda da yönetim kurulu kararının butlanın tespiti davasında davalı tarafın
tüzel kişilik olacağı kabul edilmektedir.[72] (Sayın, s.0-400) OR Art.
718’e göre ise kararın butlanının bir kısım yönetim kurulu üyeleri tarafından
açılması halinde ise menfaat çatışması dolayısıyla kayyım atanması gerektiği
görüşleri mevcuttur. Davacının tek bir yönetim kurulu üyesi olması halinde
şirketi yönetim kurulunun temsil etmesi mümkündür.[73] (Honsell vd. (2008), Art.
706 Rn. 27)
1.6.Görevli
ve yetkili Mahkeme
TTK
Madde 5- “(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava
olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm
ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla
görevlidir.
(3)
Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri
arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri
uygulanır.”
Görüldüğü üzere yönetim
kurulu kararlarının butlanının tespiti davalarında görevli mahkeme ticaret
mahkemesidir.
HMK m.6/1’e göre; “Genel yetkili
mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim
yeri mahkemesidir.” Davanın yöneltilmesi gereken kişi bizim de görüşümüze
göre çoğunlukla anonim şirket olduğundan TTK m.51’e göre “Tüzel kişinin
yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin
yönetildiği yerdir.”[74]
(Yüce, s.221)
1.7.Yargılama
Usulü
TTK
m.1521’e göre “Ticaret şirketlerinde, ortakların veya pay sahiplerinin
şirketle veya birbirleriyle şirket ortaklığından veya pay sahipliğinden
kaynaklanan davalarda veya şirketin yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri,
müdürleri, tasfiye memurları ya da denetçilerine karşı açılacak davalarda basit
yargılama usulü uygulanır.”[75](Yüce,
121.)
1.8.İspat
Medeni
usul hukukunda geçerli olan ilke de “taraflarca getirilme ilkesidir”.
Yönetim kurulu kararlarının butlanının tespiti davasında da ihtilaflı konunun
ispatı konusunda dava malzemesinin taraflarca mahkemeye getirilmesi gerekir.
Kanatimizce tespit davalarında da dava malzemesinin taraflarca mahkemeye
getirilmesi gerekir. Hâkimin kendiliğinden taraflarca ileri sürülmemiş
vakıaları araştırması ve hükme esas alması mümkün değildir (HMK m. 25/1).
Kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça vakıaya bağlanan sonuçtan kendi lehine
haklar çıkaran taraf ispat yükü altındadır (MK m. 6, HMK m. 190/1). Yönetim
kurulu kararlarının butlanında da her somut olayda değerlendirilmesi gerekecektir.[76] (Sayın, s.0-400)
1.9.Hükmün
Etkisi
TTK
m.450’deki hükmün etkisinin tüm pay sahipleri açısından geçerli olacağı hükmü
burada da uygulanabilir.[77] (Sayın, s.0-400)
İsviçre Hukukunda yönetim kurulu
kararlarına ilişkin batıl kararlar baştan itibaren geçersiz sayılmaktadır.[78] (Sayın, s.0-400’den Rhein
(2001), s. 267.) Bizde de geçmişe etki, kurul kararının şirket ve üçüncü
kişiler arasındaki hukuki ilişkinin unsurunu ve geçerlilik şartını oluşturması
halinde söz konusu olacaktır. Buna karşı, karara dayanılarak iyiniyetli
kişilerle temsil ilişkisi çerçevesinde kurulan hukuki ilişkiler bakımından
tespite dair kesin hüküm, geçmişe etkili değildir. (Sayın, s.0-400)
1.10.
Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları
Tahkim
kararının sadece tarafları bağlamasına rağmen yönetim kurulu kararlarına
ilişkin tespitin menfaati olan herkesi ilgilendirmesi, ayrıca hakimin re’sen
karar alması gereken hallerden olduğundan tahkimin burada geçerli olduğunu
söylemek mümkün değildir.[79] (Sayın, s.0-400).
Arabuluculuk açısından bakar isek “Arabuluculuk,
yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde
serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk
uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır.” (Arabuluculuk Kanunu m. 1/2)
Tahkimin aksine arabuluculukta şahsi çözümler ön plana çıksa da, yönetim kurulu
kararlarının butlanının tespitinde şahsi çözümden çok kamu yararını
ilgilendiren bir hüküm mevcuttur. Bu bağlamda bu uyuşmazlığın da arabuluculuğa
uygun olmadığı söylenebilecektir.[80] (Sayın, s.0-400.)
Bir önceki yazımız “Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcı Kuruluş ve Faaliyet Şartları”na bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
Av. Ali ERŞİN’in Edux Academy’deki “Kripto Varlık Hukuku” eğitimine bağlantıdan kaydolabilirsiniz.
Yazarın tüm Blog yazılarına bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
Anadolu
Üniversitesi Özel Hukuk Doktora Öğrencisi
[1] YÜCE
Aydın Alber, Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı (2015).
İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2. Bası, s.94.
[2] (TTK
Gerekçesi; AYHAN Rıza, Prof. Dr. ÇAĞLAR Hayrettin, Prof. Dr. ÖZDAMAR Mehmet,
Prof. Dr. (2020). Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Ankara. Yetkin Yayınları,
s.334.)
[3] Ünal
Tekinalp (2015). Sermaye ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, Vedat
Kitapçılık, s. 274-275.
[4] Moroğlu
ERDOĞAN, Prof. Dr. (2020). İstanbul, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının
Hükümsüzlüğü, İstanbul, Vedat Kitapçılık, s.56.
[5] TTK
Gerekçesi.
[6] SAYIN
Hediye Bahar, Pay Sahibinin Haklarının Korunması Kapsamında Anonim Şirket
Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı (2015.), On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı,
s. , Krneta (2005), s. 170’dan.)
[7] YÜCE,
s.134.
[8] TTK
Gerekçesi.
[9] YÜCE,
s.149-151.
[10]
Tekinalp, s.274.
[11] Yüce,
s.149 – 151.
[12] Yüce,
s.150.
[13] Sayın,
s.0-400.
[14] Sayın, s. 0-400.
[15] Sayın,
s.0-400; Manavgat (Kırca/Şehirali Çelik), s. 591.
[16] Yüce
s.152.
[17]
Tekinalp, s.275.
[18] Yüce,
167.
[19] Yüce,
167.
[20] Y. TD.
E. 1970/1123, K. 1970/1367, T. 2.4.1970., Karar için bkz. Yüce, 167.; Çevik,
Orhan Nuri, Türk Ticaret Kanununu ve Uygulamasına İlişkin Mevzuat
(Gerekçeli-İçtihatlı-Notlu), 2. Bası, Ankara 1993.
[21] Yüce,
167-168.
[22] Yüce,
168.
[23] Ayrıca
aynı sayfada yer alan görüş için bkz. Forstmoser/Meier-Hayoz/Nobel, S.25, N. 99.
[24] Yüce,
168.
[25] Yüce,
169.
[26] Yüce,
169-170.
[27] Yüce,
171.
[28] Yüce,
172.
[29] Yüce,
172.
[30] Tekinalp,
275.
[31] Yüce,
172.
[32] ÜÇIŞIK
Güzin H., Prof. Dr., Türk Hukuku’nda Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının
Sakatlığı Konusunda Getirilen Düzenlemelerin Değerlendirilmesi (2011). Finansal
Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 3(5). s.61.
[33] ÜÇIŞIK,
s.61.
[34] ÜÇIŞIK,
s.61-62.
[35] TTK
m.391 Gerekçesi.
[36] Yüce,
174.
[37] Yüce,
175.
[38] TTK
m.391 Gerekçesi.
[39] Yüce,
175.
[40] Yüce,
176.
[41] Sayın,
s.0-400.
[42] Sayın,
s.0-400.
[43] ÜÇIŞIK,
s.61.
[44] Yüce,
175.
[45] Yüce,
175.
[46] Yüce,
175-176.
[47] Sayın,
s.0-400.; Tekinalp (2013), s. 302 vd., 347.
[48] Sayın.
s. 0-400.; Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat)(2013), s. 519.
[49] Yüce,
176; Kırca (Şehirali/Çelik/Manavgat) s.521.
[50] Yüce,
177.
[51] Yüce,
177.
[52] TTK
m.462/3.
[53] Yüce,
177.
[54] TTK
m.461; Yüce, 178.
[55] TTK
m.461/2.
[56] TTK
m.466.
[57] Yüce,
179.
[58] Sayın,
s .0-400.
[59] HMK
m.106/2.
[60] Sayın, s .0-400
[61] TTK m.391 Gerekçesi.
[62] Moroğlu
(2014), s. 176.
[63] Sayın, s .0-400; Yüce, s.218.
[64] Yüce,
s.218.
[65] Pekcanıtez/Atalay/Ozekes,
s.292.
[66] Yüce,
217.
[67] Sayın,
s.0-400.
[68] Sayın, s .0-400.
[69] Sayın,
s. 0-400’den P. Kunz (1997).
[70] Sayın, s. 0-400.
[71] Yüce,
217.
[72] Sayın,
s.0-400.
[73] Honsell
vd. (2008), Art. 706 Rn. 27
[74] Yüce,
s. 221.
[75] Yüce,
121.
[76] Sayın,
s.0-400.
[77] Sayın,
s. 0-400.
[78] Sayın, s.0-400’den
Rhein (2001), s. 267.
[79] Sayın,
s. 0-400.
[80] Sayın,
s. 0-400.
Sun, 28 Dec 2025
Sun, 21 Dec 2025
Tue, 16 Dec 2025
Yorum bırakın